Bugüne kadar sanatın pek çok tanımı yapılmıştır. Bu tanımlardaki ortak noktalardan hareketle biz de sanatı şöyle tanımlayabiliriz:

Sanat; duygu, düşünce, coşku, hayal vb.nin çizgi, renk, biçim, ses, söz, ritim gibi unsurlarla güzel, özgün ve etkileyici biçimde ifade edilmesidir.

Günümüz Türkçesinde sanat kelimesinin çağrışım gücünden yararlanılarak insanları etkileme sanatı, güzel konuşma sanatı, yaşama sanatı gibi kelime grupları oluşturulmuştur. Bu kelime gruplarında sanat kelimesinin yer alması aslında sanatın özelliklerine ilişkin bazı ipuçları da vermektedir: Bir iş, meslek ya da harekette, güzel ve etkileyici niteliklerin bulunması, onu sanata yaklaştıran unsurlar arasındadır. Bu, şu demektir: insan bir işi ne kadar yüceltebiliyor, ona ne kadar güzel, etkileyici ve özgün bir hava katabiliyorsa, sanat gerçeğine de o kadar yakla-şıyordur. Yani sanatın ayırıcı özeliği; günlük, basit, sıradan şeylerin üstünde olmasıdır.

Bilimde nesnellik, objektiflik, mantıksallıkgibi ilkeler; sanatta kişisellik, öznellik, güzellik, yaratıcılık, biriciklik, sanatsal gerçeklik, kurmaca, hayal gibi ögeler ön plandadır.

Sanatçının ve bilim adamının amaçları, kullandıkları yöntemler; olay, olgu, kişi, nesne vb.leri-ne bakış açıları birbirinden farklıdır: Bilim adamı deney ve gözlem yaparak açıklamak, sınıflandırmak, nedenleri ortaya çıkarmak; sanatçı ise özgün ve etkileyici eserler üreterek hissettirmek, betimlemek, çağrıştırmak, duygu dünyasına seslenmek vb. amaçlarla hareket eder. Bu farklılık, onların üretim süreçlerine, çalışmalarına, duyarlıklarına ve yapıtlarına yansır.
Söz gelimi bir gök olayı olan “yıldırım” karşısında bilim adamının tavrı, bu doğa olayının nedenlerini araştırmak, bundan korunmanın yollarını bulmaya çalışmaktır. Bilim adamı bu duyarlıkla çalışarak paratoneri (yıldırımsavar) bulmuş ve bunun etki alanını formüllerle ifade etmiştir.

Sanatçılar, bu gök olayı karşısında bilim adamlarından farklı tavırlar takınarak ya teması doğrudan yıldırım olan sanat eserleri (şiir, resim vb.) üretmiş ya da bundan dolaylı yararlanarak “yıldırım”ı kendi duygu, düşünce ve hayal dünyalarını yansıtan birer imgeye dönüştürmüştür.

Sanat, insanın varlık şartlarından biridir. insanoğlu bu gerçeğin farkına vardığı andan itibaren duygu, düşünce, hayal, coşku ve heyecanlarını ses, çizgi, renk gibi ögelerle güzel ve etkileyici biçimlerde ifade ederek sanat eserleri üretmiştir.

Her sanat eseri, insanla ya da insanın içli dışlı olduğu bir şeyle ilgilidir. Söz gelimi bir resim, kişinin kendisinin, yaşadığı çevrenin veya onunla ilgili soyut bir gerçeğin tuvale ya da kâğıda aktarılmasıdır. Bir tiyatro oyunu, gerçek hayatta da karşılaşılabilecek bazı olayların sahnede canlandırılmasıdır; bir şiir, bir şarkı ya doğadan edinilen izlenimlerin ya da doğrudan insan ruhunun estetik bir biçimde anlatılmasıdır.